Fatih Üniversitesi

ANA SAYFA

 

Üyelik Formu

GGK'ya üye olun


Favorilere Ekleyin Giriş Sayfanız Yapın

Professional Project Groups

 

 

Cüneyt Ülsever'le Hürriyet Medya Towers'da görüştük.

<4 Aralık 2001>

 

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Dr. Cüneyt Ülsever'le 24 Ekim Çarşamba günü 3 Yönetim Kurulu üyesi ve 2 üyemizle beraber görüştük. 2 saati aşan sohbetten sadece bir kısmını buradan okuyabilirsiniz.

 

Etik çok önemli ve çok da karışık bir mevzudur.

Örneğin, bankalar kredi verirken bir sözleşme imzalatırlar. Bu sözleşme, bankaya istediği an faiz oranlarını yükseltme hakkı verir. Ülke krize girdiği zaman, bankanın müşterilerinin faizlerini katlaması etik midir, değil midir? Aynı zamanda bu, bankanın lehine midir, değil midir? Çünkü bugün bir banka müşterisini bu kadar korkutursa, yarın müşteri o bankaya nasıl güvenecektir? Bu durumda banka, müşterilerinin güvenini kaybedebilir. Piyasada bir banka hakkında “o bankayla çalışılmaz” sloganı yayıldığı an, o banka bitmiş demektir. Nitekim, bu durum 94 krizinde bir bankanın başına gelmişti. Tabi, bu demek değildir ki bunu yapmak etik değil. Burda bir ethical dilemma söz konusu.
 

Gazetecinin bir şirkete ortak olması etik midir? Gazeteci olmadan önce ben bir şirketle irtibattaydım. Gazeteci olunca bıraktım. Yani niyetim kötü olmasa bile, o şekilde anlaşılabilir.


Türk insanı herşeyi devletten bekliyor. Hiç kendinde bir suç aramaz ve topu devamlı devlet adamlarına atar. Kendi bir köşeye oturur, ekmeği ve aşı devletten bekler. Acaba bu etik mi?

Buğday üreticisi mahvoluyor derler. Halbuki, Dünya’da buğday Türkiye’den daha ucuzdur. O zaman ben mecbur muyum senden buğday almaya? Fındık üretiminde de aynı durum söz konusu. Satılmayan fındıkların devlet tarafından satın alınması bekleniyor. Halbuki, fındık Dünya’da çok fazla talebi olmayan bir üründür.


Krizin sebebi tüketim toplumu olmamız, yani tüketimimizin üretimimizden fazla olmasıdır. Daha önce niye yoktu bu kriz? Çünkü tüketimle üretim arasındaki farkı Batı bize ödüyordu. Niye ödüyordu? Çünkü biz komünizme ve islami fundamentalizme karşı kapı kulluğu yapıyorduk. O zaman bunların bir değeri vardı. Şimdi bunların değeri ortadan kalkınca görev de ortadan kalkmış oldu.

 

Hem savaşa hem de teröre karşı olunmaz deyince hemen vatan haini ilan ediliyorsunuz. Sokaktaki adam hem savaşa hem teröre karşı olduğunu söyleyebilir. Bu cümle gerçekten çok cazip bir cümledir. Böylelikle ne şiş yansın ne kebap demiş gibi oluyor.

Bir insanı zirveye, farklı olma ihtiyacı ve isteği çıkarır. Benim lise yıllarımda diğer arkadaşlarımdan üstün olan üç yönüm vardı: En çalışkan bendim, çok iyi dövüşürdüm ve çok iyi futbol oynardım.

Türkiye’de farklılık ortadan kaldırılmak isteniyor. Farklı birey her zaman yok ediliyor. Fakat Amerika’da birey her zaman ön planda tutuluyor.

Girişimcilik bir insanın ruhunda olmalı. Benim bir arkadaşım vardı. İlkokulda baktı ki kantin çok para kazanıyor, kantin işletmeye başladı. Simit satardı. Kırık gelen simitler için fırınla anlaşmıştı, fırına hiç para vermezdi. Ama kırıkları alır ve daha ucuz fiyata onları da satardı. Hatta simitler bittikten sonra kasanın altında biriken susam tabakasını gördükten sonra artık susamları da poşetleyip birkaç kuruştan da onları satmaya başlamıştı. Ayrıca, işine engel olmasın diye müdüre de rüşvet niyetine diyordu ki her gün bilmem ne kadar simitini ve çayını ben karşılayacağım.

 

Not: Üyelerimize verdiğimiz değer sebebiyle, onların da çalışmalarımıza ortak olmaları ve gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla çeşitli alanlarda Türkiye gündeminde bulunan ünlü şahsiyetlerle yaptığımız söyleşi ve toplantılara üyelerimizden de birkaç kişi götürmekteyiz.

Yukarı